Ah İstanbul, sen değil de sende yaşayanlar içindi bu son gelişlerim, yine de bu güzel yüzünle karşıladın beni ya, sağolasın. Gün gelir de yine sende yaşamanır mı bilemiyorum ve sanki hiç bilemeyeceğim ama biz yine de seninle sık sık görüşeceğiz şüphesiz.. Sevdiklerime iyi bak. Bu yüz sana en yakışanı, böyle kal yeniden görüşene değin..
30 Nisan 2013 Salı
kızıl:
Ah İstanbul, sen değil de sende yaşayanlar içindi bu son gelişlerim, yine de bu güzel yüzünle karşıladın beni ya, sağolasın. Gün gelir de yine sende yaşamanır mı bilemiyorum ve sanki hiç bilemeyeceğim ama biz yine de seninle sık sık görüşeceğiz şüphesiz.. Sevdiklerime iyi bak. Bu yüz sana en yakışanı, böyle kal yeniden görüşene değin..
Ah İstanbul, sen değil de sende yaşayanlar içindi bu son gelişlerim, yine de bu güzel yüzünle karşıladın beni ya, sağolasın. Gün gelir de yine sende yaşamanır mı bilemiyorum ve sanki hiç bilemeyeceğim ama biz yine de seninle sık sık görüşeceğiz şüphesiz.. Sevdiklerime iyi bak. Bu yüz sana en yakışanı, böyle kal yeniden görüşene değin..
29 Ekim 2007 Pazartesi
uzak kutuplar

Anıtkabir'de çekmiştim. Bu kare bana hep şu şarkıyı hatırlatır:
biliyor musun..her şey senin için öylesine yanlış olacaktı
ve, görüyor musun, her şey benim için öylesine doğru olacaktı
öyleyse sana neden anlattık
o zamanlar hep altın çocuk olduğunu
ve gözlerindeki ışığı hiç kaybetmeyeceğini.
hey sen..hiç neye dönüştüğünü farkettin mi?
ve görüyor musun, kaçtığın bir tek ben değildim
onca zamandır biliyordun da hiç rahatsız etmedi mi seni
ben gözlerinin çeliğine bakarken körlere kılavuzluk eden sen
yağmur ağır ağır düşmekte belirsizliğin çatılarının üzerine
seni düşündüm ve bütün yıllar ve bütün hüzün aktı üzerimden
ve biliyor musun..
gözlerindeki ışığı kaybedeceğini hiç mi hiç düşünmedim ben..
'} Pink Floyd {'
11 Ekim 2007 Perşembe
son durak: yokoluş

Gitmek gitmemek arasında kaldım, ülkedeki son günümde birkaç saatim vardı.. Yetmeyecek gibiydi buraları görüp uçağa yetişmek için. Yaşlı bir taksici ile iyi bir pazarlık ve 2 saat sonra bu fotoğrafı çektim. Bundan 2 saat sonra da havalananındaydım.
Burası Polonya "Birkenau Nazi Konsantrasyon ve Yoketme Kampı" tam adı ile. İnşa edilenlerin en büyüğü. Rayların uzunluğundan bile bellidir sanırım. Bu kapıdan giren tren vagonlarının içlerine insanlar istiflenmişti. Bazıları yolda dayanamadı zaten. Nazileri zahmete sokmadan kendiliklerinden öldüler.
Sağ kalanlar:
Hemen hepsi Zyklon B ile zehirlenerek öldürüldüler, sonra yakıldılar ya da büyük çukurlara gömüldüler. Saçları kesildi öncesinde.. tonlarcası..
Gaz odasına sığmıyorlardı o kadar çoklardı ki..
Kollarını yukarı kaldırarak girerlerse içeri bir seferde daha çok insan öldürülebiliyordu..
Tavanla elleri arasında kalan boşluğa küçük çocuklar atılıyordu..
Sonrası..
Sonrası gaz, çığlıklar, ölüm..
Sonrası yok..
Sonrası işte bugün: sessiz çığlıklar, insana insanlığı sorgulatan, milyonlarcasının sessiz çığlıkları.. duydum..
(Oświęcim, Polonya, 6 Ekim 2007)
çalışmak özgürleştirir

Auschwitz Toplama Kampı. Polonya’da bu kamp ve yakınında bulunan Birkenau (Auschwitz II) kamplarında 1,100,000 civarında insanın öldürüldüğü tahmin ediliyor. %90’ını yahudilerin oluşturduğu bu savaş esirlerinin büyük çoğunluğu Zyklon B gazı ile zehirlenerek öldürüldüler, kalanları ise açlık, bakımsızlık, hastalık, kurşuna dizilme ya da tahammül edilemez tıbbi deneyler sonucunda.
İşte "insan" dediğimiz varlık tarafından ortaya çıkarılmış "insan" yoketmek için bilimden, mühendislikten, mimarlıktan faydalanmış bir ölüm fabrikasının giriş kapısı. Bu yazının altından geçip de geriye dönemeyenlerin anısına..
Çalışmak özgürleştirdi, hem de sonsuza dek..
(Oświęcim, Polonya, 6 Ekim 2007)
yokoluş... ve geri dönüş...
6 Eylül 2007 Perşembe
20 Temmuz 2007 Cuma
13 Temmuz 2007 Cuma
Melekler Şehri
17 Haziran 2007 Pazar
'}{'
13 Haziran 2007 Çarşamba
katran karası
31 Mayıs 2007 Perşembe
sabaha karşı
29 Mayıs 2007 Salı
belki..

belki bir gün özlersin
başka adamlarla
başka şehirlerde yürürken
okuduğun ilk roman
sevdiğin ilk adam
yasal acılarından
hatta yalnızlıktan
belki dolar gözlerin
başka adamlara
başka şehirlerde
belli etmezsin
seçtiğin bu hayat
geçtiğin son adam
yasal acılarından
hatta yalnızlıktan
sessiz harfler seçersin
başka adamlara
başka şehirlerde
belli etmezsin..
belki bir gün özlersin..
sil gözünün yalnızlıklarını
o an fısılda duvarlara adımı
bin bıçak var sırtımda
biniyle de adaşsın
herbiri hayran sana..
emre aydın
27 Mayıs 2007 Pazar
gerilim
26 Mayıs 2007 Cumartesi
25 Mayıs 2007 Cuma
24 Mayıs 2007 Perşembe
anne
nefes al
DEVRİM

Bizim okulun 10,000 kişilik stadyum tribünlerine 35 sene önce yazılmış. Zamanın öğrencileri öyle birşeyle yazmışlar ki sonra üzerine sürülen herşeyle reaksiyona girip tekrar kendini gösteriyor bu yazı. (??ya da gerçek ODTÜ ruhuna sahip öğrenci ve öğretim görevlileri aslında silinmesini hiç istemiyorlar, koruyorlar yazıyı??) Rivayetler..
konuşmaya devam et

"İnsanlar yıllar boyunca tıpkı hayvanlar gibi yaşadılar. Sonra hayal edebileceklerinin bile ötesinde birşey oluverdi. Konuşmayı öğrendiler."
Sanırım şimdi söylemeliyim
(Benimle neden konuşmuyorsun?)
Söyleyemeyeceğimi hissediyorum
(Benimle hiç bir zaman konuşmuyorsun)
Sözcüklerim yanlış olacak
(Ne düşünüyorsun?)
Boğulduğumu hissediyorum
(Ne hissediyorsun?)
Çok güçsüzüm
(Benimle neden konuşmuyorsun?)
Ama güçsüzlüğümü gösteremem
(Benimle hiç bir zaman konuşmuyorsun)
Bazen düşünüyorum
(Ne düşünüyorsun?)
Nereye gidiyoruz?
(Ne hissediyorsun?)
...
Böyle olmak zorunda değil
İhtiyacımız olan sadece konuşabildiğimizden emin olmak...
-----
Pink Floyd’dan bir şarkı daha (Keep Talking, The Division Bell albümü), çeviri becerebildiğimce...
yaşam belirtileri
üçnoktabir

İstanbulda iken hemen her pazartesi bu müzik insanlarını dinlemek, izlemek, en çok keyif veren şeylerden biriydi. Zamanla arkadaş olduk. Bugünlerde ilk albümleri basılıyor. "Barda" filmindeki barda çalan grup işte bu, üçnoktabir, eski adları "Spitney Beers" idi. Soldan sağa, Barış-gitar, Cenk-Bas, Mehmet-vurmalılar, Melis-vokal. Muhteşem bir Türk Alternatif Rock grubu.
son

Hep biryerlere ulaşmaya çalışarak tüketiyoruz ömrümüzü. Durup düşünmeden, o yere, "sona" ulaştığımızda ne bulacağız diye.
------
Sonuna geldik
Güzel arkadaşım
Sonuna geldik
Tek arkadaşım, son
Kurduğumuz hayallerin sonu
Ayakta duran herşeyin sonu
Güvensizlik ya da sürpriz, son
Gözlerinin içine asla bakmayacağım, birdaha
Nasıl olacağını düşünebiliyor musun?
Sınırsızlığın ve özgürlüğün...
İhtiyaç duymak çaresizce bir yabancının eline
Umutsuz biryerlerde...
The Doors, "The End" çeviri denemesi...
------
Kaydol:
Yorumlar (Atom)














